CHP İL BAŞKANI
MUĞLA
Son günlerde bir bardak suda fırtına koparılma vesilesi haline getirilen Dersim olaylarıyla ilgili, bir partili vatandaş olarak, iktidar sorumluluğunda olmadığımız halde, adeta yıkıma sürüklenen bir ülkede, eleştirilecek yüzlerce konu varken, haksız olamamakla birlikte biraz özensizce ifadelerle (örnekler yurtiçinden değil, dışarıdan Eta, İra vs. verilebilirdi) kolayca hedef haline getirilebildik.Üstelik alevi yurttaşların da bu kışkırtmadan payını almaları ayrı bir beceri!
Dersim’e gelince: Tarihte Dersim olayları ilk kez yaşanmıyor.Şu öve öve bitiremediğimiz
Osmanlı döneminde 1847, 1877, 1885, 1911, 1916 vs. defalarca kalkışmalar yaşanıyor.Hatta daha öncesi 1787’de Divan-ı Hümayun’a sunulan raporda ve Osmanlı Mühime defterinde Dersimliler için ‘Çoluk çocuklarının bir daha dönmemek üzere sürgün edilmeleri, başlarını kesmedikçe ol Kızılbaş şakilerin haklarından gelinmez’ hükümlerinin yeraldığı Av. Yazar Hüseyin Aygün’ün Dersim 1938 ve Zorunlu İskan kitabında mevcuttur.Bu zihniyetin günümüzdeki temsilcileri bugün CHP’ye saldırabiliyorlar.
Feodal beylerle baş edemeyen Osmanlı’dan Hamidiye Alayları yönetimiyle ayrıcalıklar kazanan, Cumhuriyetin eğitim, sağlık ve adaleti yayma çabalarına karşılık bölgedeki gücünü kaybetmek istemeyen, silahını bırakmayan, vergi vermek ve askere gitmek istemeyen bölgenin dinsel ve ekonomik yönden güçlü kişileri, ülkenin dışişlerinde atağa geçtiği dönemlerde kalkışmaların olduğu, 1937 yılında hükümetin Hatay çabalarıyla örtüştüğü açıktır.
Devletin görevi olan, kalkışmanın bastırılmasının Alevilere karşı bir hakaretmiş gibi gösterilme çabası da ilginç.1925’de Şeyh Sait İsyanı’na destek istemek için Dersim’e giden temsilcilerin konulan sofraya oturmadıkları, sebep olarak ta ‘Kızılbaşın pişirdiği yemeğin yenmeyeceği’ ifade edildiği Dersimlilerin ‘Biz bunlarla mı devlet kuracağız’ diyerek destek vermedikleri bilinmektedir.Devlet doğal olarak Şeyh Sait İsyanı’nı bastırmıştır.Şeyh Sait alevi olmadığı gibi, gerici, yobaz, dış güçlerin kullandığı bir aşiret reisiydi.
O dönemde hükümet edenlerin özellikle bir bölümünün bu fırsatla karalanması daha da ilginç.(CHP, Atatürk, İnönü).Olayları doğru tespit etmek gerek.
O bölgedeki hareketler dikkate alınarak 25 Aralık 1935’de Tunceli Kanunu çıkıyor.06 Ocak 1936’da Elazığ merkezli 4. Genel Valilik kuruluyor.Yıllar sonra Olağanüstü Hal valiliği kurulduğu gibi.Yönetimde İnönü başkanlığında İktisat Vekili M.Celal Bayar olmak üzere 8. hükümet var.Yani kurulan Genel Valilik ile daha sonraki kalkışmanın bastırılmasının maliyetinin İktisat Vekaletince karşılandığı açıktır.İlk kalkışma 20-21 Mart 1937’de başladı, 13 Eylül 1937’de sona erdi.İsyancı Seyit Rıza 5 Eylül 1937’de Erzincan2da tutuklandı.
Bu arada 25 Ekim 1937’de M.Celal Bayar Başbakanlığında 9. hükümet kuruldu.20 gün sonra 15 Kasım 1937’de Seyit Rıza Elazığ’da idam edildi.Bölgedeki Kureyşan Aşireti diğer kürt aşiretlerini silahlanmaya davet eder, 2. kalkışma 11 Haziran 1938’de başlar, Eylül 1938’de tamamen bastırılır.
Bilindiği gibi Atatürk’ün ilk hastalığı 1937 ortasındadır.1938 başında ciddi olarak hastalanır.Temmuz 1938 sonunda iyice ağırlaşınca Savaronadan Dolmabahçe’ye nakledilir.5 Eylül 1938’de vasiyetini yazar.
Son günlerde Atatürk, İnönü ve CHP, Cumhuriyete ruh ve şekil veren gözü gibi sakınan kişi ve kurumlara karşı yapılan bilinçli saldırılar püskürtülmeli, yerin dibine batırılmalıdır.Görev hepimizindir.Saygılar, selamlar…18.11.2009
ZİYA ULUPINAR
Em.İlçe Milli Eğitim Md.

